20 Şubat 2017 Pazartesi

Yalancılar - E. Lockhart Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 16:11 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı:  Yalancılar
Özgün adı: We Were Liars
Yazar: E. Lockhart
Çeviren: Murat Padar
Sayfa sayısı: 248
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Bizler yalancıydık.
Güzel, ayrıcalıklı ve dertsiz tasasız, lüks içinde yaşıyorduk.
Çatlayıp kırıldık.

Bu bir aşk ve macera hikâyesi…
Bir trajedi masalı...

Hangisi gerçek?
Hangisi yalan?
Kararı siz verin.
~ ~ ~ ~
Güzel ve köklü bir aile. Özel bir ada.
Zeki fakat yaralı bir genç kız; tutkulu ve kararlı bir genç adam.
Dört kişilik bir arkadaş grubu; dostlukları yıkıma sürüklenecek Yalancılar.

Bir devrim. Bir kaza. Bir sır.
Yalan üstüne yalan.
Gerçek aşk.
Gerçek.

Yalancılar, aklınızı başınızdan alacak modern, karmaşık bir gerilim.
Okuyun.
Eğer biri kitabın sonunu soracak olursa da sadece yalan söyleyin.

YORUM
Kitap Canavarlarının Yalancılar turundan merhaba! Bu ay çok uzun zamandır merakla beklediğim kitabın turuna konuk olma fırsatım oldu. Sara'ya buradan kocaman teşekkürlerimi sunuyorum!

Gelelim Yalancılar'a, Yalancılar başlarda basit bir yaz aşkını andıran bir kurguya sahip fakat bu sizi yanıltmasın. Yazar okuyucunun zihniyle öyle bir oynuyor ki kitabın sonunu asla tahmin edemiyorsunuz. Tehlikeli yalanlarla dolu bir hikaye...

Muhteşem Sinclair ailesi her yaz kendilerine ait bir ada olan Kayın Adası'nda yaşam sürmekte.
Harris ve Tipper'ın üç kızı var ve her biri bu adada kendilerine ait evlerde çocuklarıyla kalıyorlar. Harris'ın torunu ve aynı zamanda kitabın ana karakteri olan Candace gözünden şahit oluyoruz bütün hikayeye.

Candace, Gat, Johnny ve Mirren çok yakın arkadaş gibiler. Bütün bir yıl boyunca sadece yazları Kayın Adası'nda bir araya gelebiliyorlar. Ve her yazın tadını sonuna vara vara çıkarıyorlar. Lakin bir yaz, ailevi problemler çıkmaya başlıyor ve bu problem büyüyor.

Candace ve diğerleri, on beşlerinin yazında kendi yöntemleriyle sorunu gidermek isterken başlarına daha büyük bir bela açıyorlar. Hikaye bu kısımdan sonrasını kapsıyor.

Kitap şiirsel anlatımınve kurgusuyla akıp gidiyor. Bence okumak için çok geciktirmeyin ve eğer biri size kitabın sonunu soracak olursa da sadece yalan söyleyin.

7 Şubat 2017 Salı

Bronz Atlı - Paullina Simons Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 22:33 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Bronz Atlı
Özgün adı: The Bronze Hoserman
Yazar: Paullina Simons
Çeviren: Leyla İsmier Özcengiz
Sayfa sayısı: 824
Türü: Tarihi Aşk
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Bu kısacık ömürden korkmayacağım, başımı eğmeyeceğim, dik durmanın bir yolunu bulacağım. Kapımı her şeye kapatacağım, Alexander. İçimde yalnızca sen kalacaksın...

Şarkılar söyleyip hayaller kurmaktan başka işi olmayan on yedi yaşındaki dünyalar güzeli Tatyana, Almanların Rusya'yı işgal ettiği 1941 yazından sonra hayatının bir daha asla eskisi gibi olmayacağından habersizdir. Çünkü savaşa girdiklerini öğrendikleri gün hayatının mucizesiyle karşılaşmıştır; yakışıklı ve gizemli Kızıl Ordu subayı Alexander Belov…

Birbirlerine ilk görüşte âşık olan Tatyana ile Alexander ateş ve baruttur, bir kuşun iki kanadı, gece ve gündüz, toprak ve çiçek… Fakat aşk da hayat gibi, asla göründüğü kadar kolay değildir. Hatta onlarınki aşkların en zorudur çünkü Tatyana'nın biricik ablası Daşa da genç adama sırılsıklam âşık olmuştur. Onları bekleyen o korkunç savaş, kış, açlık ve ölümcül sırlar, imkânsız aşklarının verdiği acının yanında bir hiç kalacaktır.

Bronz Atlı, Tatyana ile Alexander'ın hikâyesi. Başlarına bombalar yağarken kalpleri aşk için çarpanların hikâyesi. İhanetin olduğu kadar fedakârlığın da hikâyesi. Her satırı hüzünle, tutkuyla ve umutla kaleme alınmış, unutulmaz bir aşk ve savaş destanı…

Avucunu aç, içine benim için bir öpücük kondur ve sonra elini kalbine bastır.

YORUM
Tam bir ay üstüne Bronz Atlı bitti! Kitabı çook sevdim. Peki neden bu kadar uzun sürdü? Hem iş hem kurs olunca okumaya pek vakit ayıramadım. Ama bu durumdan şikayetçi değilim çünkü Bronz Atlı'yı dolu dolu yaşadım.

Yazarın kitabı gereksiz yere uzattığını düşünmüyorum. Tatyana ve Alexander'ın hikayesini tadına vara vara okudum. Ayrıca üçüncül anlatım olmasına rağmen kitabı bir an bile sıkılmadan bitirdim. Demek ki üçüncül anlatımlarla ilgili sorun bende değil yazarlardaymış. :D


"Cesaret, Alexander."
"Cesaret, Tatyana."

Gelelim kitaba, Tatyana inanılmaz cesur bir karakter. Öyle olmasaydı savaşı sağ atlatması mümkün olamazdı zaten. Kitapta sevmediğim tek şey Daşa ve Alexander arasındaki ilişkiydi. Spoiler vermemek için çok detaya girmiyorum. Okuyanlar ne demek istediğimi anlamışlardır zaten. :|

Çok fazla tarihi aşk barındıran kitaplar okumamışımdır fakat okuduklarım arasında Bronz Atlı en iyilerdendi.

Yazarın kalemini çok beğendim. Hem de üçüncül anlatım olmasına rağmen! :) Aşkı, savaşı ve onunla beraber gelen yoksulluğu, açlığı ve nihayetinde ölümü o kadar güzel lanse etmiş ki iliklerime kadar hissettim hepsini. Kitap hakkında yazıp anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki spoiler kaçırmaktan korkuyorum. Siz en iyisi mi Bronz Atlı'yı okuyun. Hem de tadına vara vara okuyun.
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos