29 Ekim 2014 Çarşamba

Karanlık Ateş - Karen Marie Moning Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 19:27 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Karanlık Ateş
Özgün adı: Darkfever
Yazar: Karen Marie Moning
Seri: Ateş 1/5
Çeviren: Aylin Kalav
Sayfa sayısı: 341
Türü: Fantastik
Yayın evi: Epsilon Yayınları

Karanlıktan korkar mısınız?
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır...

Güzel, akıllı ve normal biri olmak, görünürdekinin gerçeğini ortaya çıkarmaya yeter mi bilinmez ama MacKayla bu özelliklere sahip bir kadın olarak "gerçekler" için çaba sarf edecektir. Tek amacı, diğer tüm normal insanlar gibi mutlu ve sade bir hayatı varken kardeşinin öldürülmesi ile mantıklı bir açıklama getiremediği tuhaflıklara son vermekti. Anne ve babasına olan sadakatini çiğneyerek kardeşinin katilinin peşine düşen Mac, İrlanda'ya gider. Çıktığı yolculuk, onu hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, iyi ile kötünün aynı derecede tehlike yarattığı karanlık bir dünyaya sürükler. Kısa süre içerisinde ise daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalır: Sahip olduğundan haberdar bile olmadığı gücünü insanlık âleminin ötesindeki, tehlikeli Fae âlemini görebilme yeteneği kullanmayı öğrenir ve istenilenden çok daha uzun bir süre hayatta kalmayı başarır.

Her hareketi, geçmişi olmayan ve Mac'in hayal ettiği gelecekle alay eden bir erkek olan karanlık ve gizemli Jericho tarafından gölgelenir...
YORUM
İki Kızın Kitaplığı'ndan Zeynep'le uzun zamandır birlikte bir kitap okuyalım diyorduk, en sonunda herkesin gözdesi olan Ateş serine  başlamış bulunuyoruz. :D
Öncelikle Karanlık Ateş'te bazı sahnelerde aşırı akıcılık vardı, bazı sahnelerde de tam aksine aşırı durağandı. O durağan kısımlarda zaman zaman sıkıldığımı da belirtmeliyim. Fazla yabancı kelime kullanıldığı için de okumam biraz zaman aldı.
MacKayla Lane, kız kardeşinin esrarengiz ölümü üzerine İrlanda'ya gelir. Tek bir hedefi vardır; polisin bulamadığı katili kendisi bulacak ve intikamını alacaktır.
Mac'in İrlanda'ya gelmesiyle başlıyor her şey. Kendi adına bile bilmediği sırları öğreniyor. Farklı türde bir sürü yaratıkla karşılaşıyor ve birçoğu da peşine düşüyor...
Telefon etmek için rastgele girdiği bir dükkanda Jericho Barrons ile tanışıyor. -Kendisi aşırı gizemli bir karakterdir bu arada. :D- Barrons da diğerleri gibi önemli bir şeyin peşindedir. Bu şey Mac'in kız kardeşinin öldürülme sebebiyle bağdaşmaktadır. Haliyle Mac ve Barrons çıkarları için işbirliği yaparlar. Tabii bir de Barrons'un kendine sakladığı sırları vardır ve bu Mac'in ona güvenip güvenmeme konusunda çoğu zaman emin olmamasına yol açmaktadır.
Kitabın son sahnesi heyecanlı bitti ki ikinci kitabı sepete hemen ekledim. O son sahne olmasaydı kitabın devamını getirebilir miydim emin değilim açıkçası. Bazı sıkıcı bölümlere rağmen kitabı çok çok sevdim. En kısa zamanda ikinci kitabın yorumunda görüşmek üzere!
PUAN
ALINTILAR
"Nereye gidiyorsun?"
"Banyoya. Ellerimi yıkayacağım. Yalnız kalmaya korkuyor musunuz Bayan Lane?"
"Hayır." Yalandı.
Barrons fazla seçici, hatta şekilci biriydi. Onun bağımlısı olduğu şeyler para, güç ve kontroldü.
Umut güçlendirir, korku öldürür.
"Şimdi ne olacak?"
"Şimdi, Bayan Lane, çılgınlar gibi kaçacağız çünkü bir düzine alarmı harekete geçirmiş bulunuyorsunuz."

28 Ekim 2014 Salı

[8. KCY Blog Tur] Şahmelek - Merve Akıncı Kitap Tanıtımı | Yorum | Ön Okuma

Gönderen Büşra Ay zaman: 14:22 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Şahmelek
Yazar: Merve Akıncı
Sayfa sayısı: 485
Türü: Romantik
Yayın evi: Müptela Yayınları

"Elimden gelse hâli hazırda kenetlenmiş ellerimizden güç alıp onu bu evden kaçırırdım. Denizi görebileceğimiz bir yere giderdik belki... Hiç konuşmazdık. Dudaklarımız değil, dokunuşlarımız konuşurdu bizim yerimize... Başımı onun geniş omzuna yaslayıp burnumu boynuma gömerdim. Onun o tatlı kokusunu doya doya içime çekip gözlerimi yumardım. İnanıyorum ki birlikte olsak her şey daha güzel olacaktı. Belki daha kolay..."

Ailesi, kızkardeşinin tedavisi için Amerika'ya gittikten sonra Balkanlı Ailesi'nin evinde yaşamaya başlayan İde'nin hayatı, bir gün rüyasında evin oğlu Aslan'ı görmesiyle tamamen değişir.

Herkese, her şeye ve özellikle aşka karşı soğuk ve ilgisiz görünen Aslan Balkanlı'ya yavaş yavaş âşık olmaya başlayan İde, tutulmaya başladığı adamın buzlarını eritebilecek midir? Yaralı bir aşkın hayaletiyle boğuşan Aslan ise onun seven bir kadının varlığını kabul edebilecek mi?
YORUM
8. blog turumuzdan merhabalar! Bu turumuzda Wattpad'de yazdığı hikayesi kitaba dönüştürülen Merve Akıncı'nın Şahmelek kitabını tur edeceğiz...
Şahmelek, fazlasıyla ilgimi çeken bir kitap oldu. Okumak için sabırsızlandığım...
Önce şunu açıkça belirteyim, başta kitaptaki kız karaktere bir türlü ısınamamıştım, İde'nin suçu olmadığı kısımlarda özür dilemesi, bazı olaylarda bir kıza göre fazla gururunu hafife almasına biraz sinir olmuştum. Kız dediğin az trip atar arkadaş. :D Kızların geninde vardır bu. :D Belki de kızın bu yaptığına cesurca demeliyiz, bilemedim. Ya da bu tarzda bir karakterle çok sık karşılaşmadığımdan bana tuhaf gelmiş de olabilir... Ama sonlara doğru kendini epey toparlıyor ki İde'yi sonlarda daha çok sevdim. Güzel bir sona bağlanmış. Ve Aslan Balkanlı... Allah'ım... Diyecek söz bulamıyorum. :D
Aslan Balkanlı aşık olunası bir karakter bunu da vurgulamadan geçmek istemiyorum. Yani bu kitabı okuyacaklara şimdiden söyleyeyim, favori erkek karakter listenize kocaman bir yer açın! :D
Kitaptan bahsedecek olursak, İde'nin kızkardeşinin hastalığı yüzünden ailesi apar topar Amerika'ya gidince İde büyük holding sahibi Balkanlı ailesinin evine yerleşir. İde, bir gece gördüğü rüya ile ailenin biricik karizmatik ve başarılı oğlu olan Aslan Balkanlı'ya fena halde kafayı takar. Aslan, İde'den uzak durmaya çalışır çünkü geçmişten gelen bir korkusu ve yarası vardır. Ama Aslan, ondan uzaklaşmaya çalıştıkça ona daha da çekilir. Ve bir süre sonra karşı koyamaz...
Kitabı genel anlamda beğendim. Fazlasıyla akıcı ilerliyordu ki kitap da çabucak bitiverdi zaten. Bu şahane kitabı çekilişle İMZALI olarak kazanmak isterseniz sizi BURAYA alalım. *-*
PUAN
ÖN OKUMA

24 Ekim 2014 Cuma

Saraydan Hikayeler: Prens ve Muhafız - Kiera Cass Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 17:30 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Saraydan Hikayeler: Prens ve Muhafız
Özgün adı: The Selection Stories: The Prince & The Guard
Yazar: Kiera Cass
Seri: Seçim, #0.5 #2.5
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Sayfa sayısı: 196
Türü: Distopya
Yayın evi: Dex Yayınları

New York Times Çoksatanlar listesinde uzun süre 1 numarada kalan Beni Seç ve Elit'in ardından, okurları için Kiera Cass'tan muhteşem bir hediye: America'nın aşkı için savaşan Prens Maxon ve Muhafız Aspen'in bakış açılarından yazılmış, kalplerinin sesini duyuran iki novella. Bu iki novellanın dışında kitabın küçük sürprizleri de var: müzik listeleri, yazarla söyleşi, karakterlerin geçmişleri ve dahası serinin hayranlarını bekliyor. Seçim'den önce Maxon'ın kalbinde biri var mıydı? Seçim'in ilk günlerinde neler yaşadı? Bir Altı olarak doğan Aspen saraya girince neler hissetti? America'nın Aspen hakkında bilmedikleri nelerdi?
YORUM
Saraydan Hikayeler'de Prens nam-ı diğer Maxon'ın ve Muhafız nam-ı diğer Aspen'in iç dünyasıyla karşılaşıyoruz. Birçok sahneyi onların gözünden izlemek onlar hakkında daha kapsamlı fikir edinmemi sağladı. Aslında iki karakteri de seviyorum. Bu yüzden kitaplarda aşk üçlemeleri beni deli ediyor. :D Yine de soracak olursanız Maxon derim tabii ki. :P
Maxon'ın dışarıdan ne kadar rahat ve sakin göründüğüne bakmayın, özellikle yarışmanın ilk gününde ne kadar heyecanlı ve stresliymiş bir bilseniz! :D Maxon'ın hayatına hiç kız girmediğini var sayarken özel hayatıyla ilgili daha çok bilgi ediniyoruz bu kitapta. Aynı şekilde Aspen için de öyle. İçinde fırtınalar kopan bir karakterle karşılaşıyoruz. Okuyucuyu bile iki kişi arasında bırakırken America'nın ne kadar zorlandığını az çok tahmin ediyoruz.
Kitap genel olarak akıcıydı. Okuyucuyu merakta bırakıyor. Ayrıca kitapta Maxon ve Aspen gözünden anlatılan sahneler dışında karakterlerin aile soyağacı, geçmişi, yarışmada seçilen kızların listesi, Kast listesi, Kiera Cass ile soru&cevap ve yazarın seçtiği Beni Seç kitabı için müzik listesi (playlist) de mevcut.
Son olarak serinin üçüncü kitabı Sonsuza Dek'i en kısa zamanda okuyup seriyi tamamlayacağım. Kitabın sonunu az çok tahmin etsem de olayların nasıl gelişeceğini merak ediyorum. *-*
PUAN
ALINTILAR

"Bilgi, aşk değildir."
"Üzülmek normal ama seni bir yerlere de ulaştırmaz."
Kalbim paramparça olurken ona minicik bir tebessüm gönderdim. Yüzünü birçok ışıkta, çalınmış binlerce anda gözlemledim. Kelimeleriyle birlikte şüphesiz biliyordum: Beni seviyordu.

20 Ekim 2014 Pazartesi

[7. KCY Blog Tur] Kör Talih - Müjde Aklanoğlu Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 15:58 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Kör Talih
Yazar: Müjde Aklanoğlu
Seri: Talih, #1
Sayfa sayısı: 720
Türü: Romantik
Yayın evi: Parola Yayınları

Büyük holdinglerin karizmatik başkanı, sınırsız servetin despot sahibi: Arda Mertoğlu! Topluma mal olmuş eşsiz bir Ceo, kadınların yüreğine taht kurmuş pervasız bir kral, çalışanlarının iyilik timsali sert görünümlü müsamahasız patronu...

Ama işler hiç ummadığı anda tersine döndü! Ufacık bir kız; es kaza hayatına sürpriz bir giriş yaptı, yaşamının tüm merkezine bir kraliçe idamesinde izinsizce oturarak, yüreğindeki yasak toprakları savaşmadan teslim aldı. Ve tüm dengeler altüst olurken, terazinin kantarı kaçtı. Evet, Arda patavatsız oldu, Hazal düşünceli… 

Arda milyarla banyo yapıyordu; Hazal babası para vermezse meteliğe kurşun değil, kurusıkı bile atamıyordu. Asiydi ama gurursuz değil… Tamam, mahalle arası, edep yuvası, her çetrefilli işin olduğu arka mahalle bir ortamda büyümüş, ünlüleri televizyonda görüp, beyaz atlı prensle ilgili hayaller bile kurmamıştı. Keza asosyal hayatında, masalların gerçekleşmeyeceğini bilen ender genç kızlardandı.

Okulunun birincisi, babasının şamar oğlanı, abisinin bezelye beyinlisi, annesinin biricik kuzusu, ailenin dil yumağı, asi bebeciği…

Çirkin ördek yavrusu: Hazal…
O, daracık kaderin çemberinden inadına geçmek isteyince, isteklerinin arasında sıkışıp kalarak, Kör bir Talih'e denk geldi!
YORUM
İçinizi ısıtacak mükemmel romantik komedi hikayesine merhaba deyin! Zira Kör Talih kelimenin tam anlamıyla öyle. Birbirinden sevimli karakterlerle hikaye bir bütün oluyor. Kitabın sayfa sayısının da uzunluğuna bakmayın, ne ara başladı da ne ara bitti anlamadım açıkçası. :D Biraz kitaptan bahsedelim...
Hazal sinirleri üstünde sahilde bir banka oturur, o sırada işleri yoğun olan Arda sakinleşmek için sahilde bir banka oturduğunda daha çok sinirlenir. Hazal'ın telefonda başına gelen bir olaydan dolayı bağırarak konuşması Arda'yı rahatsız eder ve ona dönüp şikayetini dile getirecekken olaylar orada kopar. Tabii bu sıra Hazal'ın bilmediği bir şey vardır. Arda 10 yıl önce geçirdiği kaza sonucu gözlerini kaybetmiştir. Hal böyle olunca Hazal Arda'ya epey dikleniyor. -Ayrıntıya çok girmiyorum, okuyup öğrenin :P-
Sonra Hazal iş görüşmesi için şirkete gittiğinde *sürpriz tadadadaaam* :D Arda mükemmel yakışıklılığıyla Hazal'ın karşısındadır, hem de patronu olarak! Bu kez karşılaşmaları çok olaylı geçmez hatta Arda, Hazal'ı asistanı yapmak ister ve bu Hazal için büyük bir iş fırsatıdır. Arda kimseye güvenmez ama Hazal'da bir çekicilik bulur. Masum ve saflığıyla Arda Hazal'dan sağ kolu olmasını ister. Tabii Hazal öyle emirlere falan gelebilecek bir tip değildir. Malumunuz kızda dil pabuç kadar. :D
Hazal ve Arda arasında iş ilişkisi zamanla boyut atlar. Aralarında bir şeyler kıvılcımlarnıverir. *-* Sonrası da aradaki tartışmalar, kıskançlıklar, flörtleşmeler, olaylar falan derken kitabı merakla okuyor hemen de bitiriveriyorsunuz. Birçok sahnede kahkaha attığım oldu. Yazarın mizahını da bir o kadar sevdim! :D
Kitabın sonunda yazar feci merakta bırakıyor okuyucuyu. Serinin devamını da heyecanla bekliyorum. Bu eğlenceli romanı kaçırmayın derim. ^^ Öncelikle sizi BURADAN çekilişe davet ediyor, sonrasında sizi aşağıdaki muhteşem alıntılarla baş başa bırakıyorum! *-*
PUAN
Arda'nın lakapları :D
ALINTILAR
"Cesaretin var mı benimle karanlıkta kalmaya?"
"Kadın ve sigara, aynı zararsız görünen ama hasta eden elementlere sahip."
"Be- ben mi sizi mıncıkladım? Ben seni mıncıklamadım bir kere! Sa-sana dokunmadım! Yani sert bir şeye dokunduysam bile, hatırlamıyorum ama dokunmadığıma eminim. Hem sana niye dokunayım ben sapık mıyım?"
"Demek kaslarımın sertliğini hissettin... Gururumu okşadın!"
"Annem dudaklarıyla ölçerdi ateşimi."
Hazal kaşlarını kaldırdı. "Başkasını bilmem, ben böyle ölçüyorum. Ama yumruklarımla çok güzel yüz ölçümü yaptığım tescilli olarak kanıtlandı. İsterseniz burnunuzun üzerine bir tane deneylim, ne dersiniz?"
Arda başını iki yana salladı. "Hayır, istemem. Eminim ki o güzel ellerin bunu da çok güzel yapabilir... Ben de bir an annemi görür gibi oldum, sen benimle böyle ilgilenince..."
"Ben sizin anneniz değilim."
"Biliyorum. Seni zaten farklı bir şekilde düşünüyorum... Çok farklı!"
"Senden uzak durmamı imkansız kılan bir şey var. Senden uzak duramıyorum."
"Kararını değiştirebilirim."
"Bunu nasıl yapacaksın?"
"Seni baştan çıkarabilirim."
"Kalbin çok hızlı atıyor."
"Sen dokununca, heyecanlandığımı bilmiyor musun?"
"Beni mıncıklamayı keser misin?"
"Seni mıncıklamıyorum kahrolası! Neren acıyor onu tespit ediyorum..."
"Arda... sana dalasım geliyor..."
"Ben de Mavişim! Ne güzel bir istek, değil mi? Ama yapamıyorum!"
"Can yakacağını bildikten sonra, konuşmak bir şeye yaramaz. Bazen susmak gerekir Mavişim. Çünkü susan konuşursa, kimse kaldıramaz..."

14 Ekim 2014 Salı

Etkinlik: Mim - Book Challenge Tag

Gönderen Büşra Ay zaman: 20:51 0 yorum
İki Kızın Kitaplığı, Kitap Dedikodusu ve Obur Kitaplık'a beni mimledikleri için teşekkür ederim öncelikle! Şu sıra o kadar çok yoğundum ki etkinliği yapma fırsatını anca buldum. :D Bu arada yapmayan bir ben kalmışım herhalde. :D

1) İlk Hayranlığım: İlk hayranlığım Alacakaranlık serisi oldu. Bir zamanlar fenomen olduğunu bilirsiniz mutlaka. Kitabın filmi çıktığı sıra kitabı da okuyayım dedim. Yeri bende hala ayrıdır bu serinin. Öyle başladı kitaplara olan sevgim. Ben kitaplarla biraz geç tanıştım da. *-*

2) Favori Serim: Fısıltı serisi diyorum. Başka diyecek söz var mı ki? :D

3) Favori Kitabım: Ama bu soru haksızlık resmeen. :D Tamam şöyle yapalım, okuduğum her son kitap benim favori kitabım.

4) Favori Erkek Karakterim: Favori erkek karakterim bir sürü var ama. *-* İlk göz ağrım olan Patch Cipriano'yu seçiyorum öyleyse.

5) Favori Bayan Karakterim: Senden Önce Ben kitabının sevimli bayan karakteri Louisa Clark.

6) Favori Okuma Saatim: Gececiyimdir ben. Geceleri evin sessizliğiyle kitap okumayı severim. Gündüzleri neredeyse hiç denecek kadar kitap okurum. O da kitabı aşırı sevdiysem ve meraktan duramıyorsam. :D

12 Ekim 2014 Pazar

[6. KCY Blog Tur] Paranoya - Tuba Arık Kitap Tanıtımı | Yorum | Yazarla Söyleşi

Gönderen Büşra Ay zaman: 16:00 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Paranoya
Yazar: Tuba Arık
Sayfa sayısı: 586
Türü: Fantastik
Yayın evi: Sokak Kitapları Yayınları

Yüz yıllık bir sırrın peşinde sürüklenen gölgeler,
asırlar süren bir yaşamın sessizliğine gömüldüler.
Gerçekle düş arasında gidip gelmek mi?
O düşün içinde yaşamdan vazgeçmek mi?
Karanlığın içinde filizlenen bir aşkın,
kopkoyu gölgesinde ölüme yürümek mi?
Kimsenin görmediğini gördün, kimsenin duymadığını duydun
çünkü, sen doğmadan başladı bu oyun.
YORUM
Sanırım bu kitaba aşık oldum. Sanırım karakterlere aşık oldum. Sanırım yazarın kalemine aşık oldum... Öyle ki ilk defa bir yazarın adıma kitap imzalaması için her şeyi yaparım dedim. :D Ki yazar o kadar tatlı bu teklifimi hemen kabul etti. :D Ah, bu arada 6. blog turumuzdan merhaba herkese! :P Her neyse şu mükemmel kitaptan bahsetmek istiyorum biraz size, öncelikle söylemeliyim ki birçok Türk fantastik, hatta birçok yabancı fantastik kitabın kat kat üstüne gelebilecek bir kitap Paranoya. Evet, bu konuda kesinlikle çok iddialıyım. Son zamanlarda okuduğum en iyi fantastik kitaptı. Paranoya'yı okurken ne zaman kitaba ara versem aklım kitapta kalıyordu, uzun zamandır böylesine büyük bir merakla kitap okumadığımı da itiraf edeyim böylelikle. Bir yandan kitap çabuk bitsin istemiyor, bir yandan merakıma engel olamıyordum. Birçok güzel duygular hissettirdi bana Paranoya. Birileri beni dinlese akşama kadar bu kitabı anlatacağım neredeyse, o derece sevdim kitabı... Neyse ben en iyisi size kitaptan bahsedeyim biraz. :D
Fegel henüz 9 yaşındayken bir gece yatağında yattığında başladı her şey. Bir gölge vardı peşinde. Fegel ona gölge diyordu sadece, çünkü o kadar hızlı hareket ediyordu ki ne insana benzetebiliyordu onu ne de gerçek olduğuna inanıyordu. Bu yüzden de 9 yaşından beri hastanelere gidiyordu. Kendi de dahil herkes akıl hastası olduğuna inanıyordu. Ama bir şeyler vardı. Bir sır. Fegel 9 yaşında gölge karşısına çıktığından beri ne hastalanıyor ne de başına bir şey geliyordu. Çıktığı çocuklarsa bir gün geçmeden ondan uzaklaşıyordu...
18 yaşına girmişti Fegel. Sınıfına yeni gelen Marlo'ya tutulmuştu. Marlo'da Fegel'den hoşlanmıştı ama birileri daha önce olduğu gibi buna da müdahale ediyordu. Fegel bir şekilde bilgi edinmişti: gölgenin onu almaya geleceğini... Gelmişti de. Gölge kimliğini açıyordu yavaş yavaş Fegel'e. Birçok sırla beraber hemde. Asırlardır yaşıyordu o. İnsanları öldürüyordu. Bir şey durdurmuştu onu o gece. Fegel'i de öldürmeye geldiği gece... Onu aldığındaysa işler istediği gibi gitmiyordu.
Gölge hakkında ayrıntıları her ne kadar anlatmak istesem de bunu öncelikle "kendime" :D sonra kitabı okuyanlara/okuyacaklara bırakıyorum.
Kitap hakkında daha çok bahsetmek istiyorum aslında ama kendime engel olamayıp spoiler vermekten korkuyorum, bu yüzden kitap yorumumu yavaş yavaş sonlandırayım diyorum. ^^ Hani bazı şeyler vardır ya 'anlatılmaz, yaşanır' deriz. Bu kitap da kelimenin tam anlamıyla öyle. Anlatılmaz yaşanır. Siz de Paranoya'yı okumak için geç kalmayın derim. Böylesine mükemmel bir kitabı okumamak, böylesine mükemmel bir hikayeyle tanışmamak yazık olurdu.
Tuba Arık'ın diğer kitabı olan "Gece Yarısı Öyküleri"ni de en kısa zamanda alıp okumayı planlıyorum.
Ayrıca kitabın seri olacağını öğrendiğimde bir süre mutluluktan ne yapacağımı bilemedim. :D Şu sıralar aldığım en muhteşem haber oldu bu. 
Ayrıca tatlı mı tatlı yazarımızın söyleşisini okumadan geçmeyiin! Bu harika kitabın çekilişine de BURADAN katılabilirsiniz! ^^
PUAN

ALINTILAR
"Ukala olduğunu daha önce söylediler mi sana?" Başını hayır anlamında salladı. "Bunu söylemeye cesaret edecek bir insan tanımıyorum." İrkildim. Ayna olsa kendime bakabilirdim. Senden başka, diyecekti sanırım.
Benim bir umudum bile yok. Yaşıyorken ölüyorum. Tıpkı Augistunus'un dediği gibi: Yaşayamıyorum ama hayattayım öyle güçlü ki isteğim, ölememekten korkuyorum.
(Petra'nın günlüğünden)
"Seni asla bırakmayacağım. Buradan asla gidemeyeceksin. İster ağla, ister bağır, ister delir ama asla gitmene izin vermem. Bunu bencillik olarak gör, bunu eziyet olarak gör, nasıl görmek istersen öyle gör bir şey değişmeyecek."
“Seni bir başkasına bırakmak için beklemedim ve yine söylüyorum, seni bir başkasının alması için de gerekli hoşgörüye sahip değilim. Bu yüzden Fegel, hiç kuşkusuz mezara birlikte gireceğiz.”
"Asla Fegel! Sana kimsenin dokunmasına izin vermem, buna tahammül bile edemiyorum anladın mı, bu kim olursa olsun tahammül edemiyorum. Bu kişi ben bile olsam, asla!"


YAZARLA SÖYLEŞİ
1- Öncelikle söyleşimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kendinizden biraz bahseder misiniz? Yazmadığınız zamanlarda neler yaparsınız?
Hayal dünyasında serüvene çıkan bir insanım ben. Her günüm ayrı bir yolculuk. Karakterlerin durak yeridir zihnim, hiç terk etmezler beni, hiç yalnız bırakmazlar. Günlük yaşamımın bile vazgeçilmez birer parçasıdırlar. O yüzden kendimi hiç yalnız hissetmem. Gözü açık gördüğüm rüyalarım anlam katar yaşantıma. Madalyonun diğer yüzüne dönerseniz de felsefeyle ziraat mezunu bir insan görürsünüz. Salt birer meslek değildir bunlar; bir yanım doğaya kucak açar, bir yanım kitaplara.
Yazmadığım zamanlarda en büyük uğraşım okumaktır. Okumak, yeni kitaplar keşfetmek, yeni dünyalarda gezinmek. Bir nevi bulunduğum dünyayı reddetmek.

1 Ekim 2014 Çarşamba

[5. KCY Blog Tur] Biri Sır Mı Dedi? - Victoria Dahl Kitap Tanıtımı | Yorum | Çekiliş

Gönderen Büşra Ay zaman: 16:20 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Biri Sır Mı Dedi?
Özgün adı: Talk Me Down
Yazar: Victoria Dahl
Seri: Tumble Creek 1/3
Çeviren: Sibel Bayındır Atay
Sayfa sayısı: 352
Türü: Romantik
Yayın evi: Nemesis Yayınları

Gel deyince gelmeyen, git deyince gitmeyen, laftan anlamayan bir erkek hayal edin.

Nasıl?

Hayal etmeniz çok kolay oldu değil mi?

Molly’nin başı tam da böyle bir erkekle derttedir. Bir zamanlar tavlamak için çok uğraştığı Cameron, ilişkilerinin bitişini bir türlü kabullenememiştir. Ondan kurtulmak için, halasından miras kalan eve yerleşmek üzere doğduğu kasabaya geri döner. Burada da onu başka bir erkek modeli beklemektedir. Çocukluk aşkı Ben, daha önce hiç karşılaşmadığı türden bir adamdır ve Molly’nin erkekler konusundaki ezberini bozmuştur. Kendini yeni bir dünyanın içinde bulan Molly’nin belalısı laf anlamaz Cameron ise onu adım adım izlemektedir.

Molly’nin herkesten gizlediği sırrını, hiç olmaması gereken bir yerde, bütünüyle yanlış bir şekilde ortalığa sermek üzeredir.
YORUM
5. blog turumuzun ilk gününden herkese merhaba! Romantik Komedi türündeki 'Biri Sır Mı Dedi?' kitabı hem eğlenceli hem de esprilerle dolu bir macera hikayesini sunuyor bizlere. Kitabın anlatımını genel anlamda çok beğendim, okuyucuyu kesinlikle sıkmıyor hatta; "ne ara başladım da ne ara bitti"dedirttiriyor insana. Kitaptan biraz bahsedecek olursak, Molly halasının vefatıyla 10 yıl önce bırakıp gittiği Tumble Creek kasabasına geri dönüyor. Tabii pek çok şey bıraktığı gibi değildir. Özellikle de Ben Lawson. *-*
Molly'nin yaşadığı yeri bırakmasının nedeni eski sevgilisi Cameron'ın ilişkilerinin bitimini bir türlü kabul edememesi ve Molly'i hiç rahat bırakmaması. Kasabaya geri taşınınca da aynı şekilde devam ediyor tabii. Haliyle başı beladan kurtulmuyor...
Ben Lawson artık bir polis memuru olmuştur. Dedikoduyu ve özellikle de sırları sevmez. Molly'nin kasabaya dönüşü onun açısından sırlarla dolu olduğunu düşünmektedir ve bu durum Ben'i fazlasıyla rahatsız etmektedir. Molly'i daha derinden araştırmaya başlayınca olaylar da başlar.
Molly'nin fazla rahat olmasıyla onu bu yılın en tuhaf kitap karakteri ilan edebilirim. Ben de fazlasıyla çekingen ve utangaçtı. Aslında olması gerekenden tam tersi yani! :D Buna rağmen eğlenceli akıcı bir kitaptı. Özellikle romantik komedi severler için ideal.
Çekilişe katılmayı unutmayın! (Aşağıdan katılabilirsiniz.) Nemesis Kitap'a katkılarından dolayı teşekkür ederiz. :)
PUAN
TUR TAKVİMİ
1 Ekim - Tanıtım + Çekiliş: Kitapların Senfonisi
2 Ekim - Yurtdışı Kapakları + Seri Bilgisi: Melis Kitaplar Diyarında
3 Ekim - Alıntılar: Romantik Optik
4 Ekim -  Yetişkin Kitap Okuyucularının Karşılaştığı Zor Durumlar: Kitap Dedikodusu
5 Ekim - Ön Okuma: İki Kapak Arası

ÇEKİLİŞ
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos