29 Haziran 2014 Pazar

Eğer Yaşarsam - Gayle Forman Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 13:56 0 yorum
TANITIM

Kitabın adı: Eğer Yaşarsam
Özgün adı: If I Stay
Yazar: Gayle Forman
Çeviren: Ayşe Belma Dehni
Sayfa sayısı: 256
Türü: Romantik, Dram
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Sıradan bir günde...
On yedi yaşındaki Mia, bir genç kızın isteyebileceği her şeye sahiptir: sevgi dolu bir aile, ona âşık bir erkek arkadaş, müzik ve olasılıklarla dolu parlak bir gelecek...
... bir saniyede her şey değişir...
Bir sabah ailesiyle yolculuğa çıkan Mia'nın hayatı bir anda altüst olur. Kendini, kaza geçirdikleri arabanın enkazından yaralı bedeninin çıkarılışını izlerken bulan genç kız, parçaları yavaş yavaş birleştirince neler kaybettiğinin ve geride bıraktıklarının farkına varacaktır. Hayat ve ölüm, mutlu bir geçmiş ve bilinmezliklerle dolu bir gelecek arasındaki ince çizgide yürüyen Mia, bir günde hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalacaktır.
Eğer Yaşarsam, aşkın gücünün, ailenin gerçek anlamının ve yaptığımız seçimlerin dokunaklı hikâyesi…
YORUM
Uzun zamandır rafta duruyordu Eğer Yaşarsam. Filmiyle ilgili paylaşımlar çoğalınca bir an önce okumam gerektiğini düşündüm. Ve okudum...
Müzik duyguları çok baskın bir kitaptı. Özellikle klasik ya da rock tarzı müzik severlerin okurken hiç sıkılmayacağına eminim.
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam, Mia ailesiyle yolculuğa çıkıyor ve yolda kaza oluyor. Kazadan geriye sadece Mia kalıyor o da komada. Mia'nın ruhu, kendisi komadayken olan biten her şeyi görüyor. -Bu kısım ilgimi çekmişti de almıştım kitabı. :)- Mia komadayken akrabaları, yakın arkadaşı ve en önemlisi erkek arkadaşı Adam hep yanında oluyor... Komadayken her şey Mia'ya kalıyor, yani kalmak ya da gitmek. Ve Mia bir tercih yapmak zorunda.
Mia'nın ruhunun çıkıp olayları gördüğü hikayesine benzer bir kitap daha okumuştum: Cennetimden Bakarken. Gerçi orada kız ölüyordu burada Mia komada. Bu tarz kitap severlere kesinlikle tavsiye ederim.
Kitap bir yandan hastanede gelişen olayları anlatırken bir yandan da geçmişinden anıları anlatıyor. Mia'nın öylesine güzel ve neşeli bir hayati bir günde mahvoluyor. Bazı sahneleri okurken gözlerim bile doldu. Filmini de büyük merakla bekliyorum. En kısa zamanda ikinci kitabı da okuyacağım. Sizin de okumanız gerek! :)
PUAN
Mia ve Adam
Film afişinden.
ALINTILAR

"Ama Rolling Stones'un dediği gibi, 'İnsan her zaman istediği şeyleri elde edemez.'"

"Korkma, kadınlar en şiddetli acıları bile kaldırabilecek güçtedirler. Bir gün bunu anlayacaksın."

"Bazen seçim yaparsın, bazen de seçimler seni olduğun kişi yapar."

22 Haziran 2014 Pazar

Bela - Sally Green Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 20:50 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Bela
Özgün adı: Half Bad
Yazar: Sally Green
Seri: Half Life, #1
Çeviren: Taylan Taftaf
Sayfa sayısı: 391
Türü: Fantastik
Yayın evi: Dex Yayınları

Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. 
Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. 
Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. 
Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. 
On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. 
Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. 
Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. 
Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.
YORUM
Finaller dolayısıyla kitabın bitmesi de zaman aldı maalesef. Sonunda okul bitti de rahatladım. Bol kitaplı günler beni bekler...
Bela'yı büyük bir heyecanla okumaya başladım. Başları da epey heyecan vericiydi ama aynı heyecanı kitabın 'gelişme' kısmında sürdürememiş maalesef yazar. Orta kısmı çok ağırdan almış, olayları çok yavaş ilerletmiş. Hatta Nathan'ın (baş karakterin adı Nathan Byrn bu arada) esir alındığı zamanlarda yaptıklarını tekrar tekrar anlatmış ki oraları okurken biraz sıkıldım bile.
Kitabın konusu çok ilgi çekiciydi zaten, genel anlamda yine de merakla bitirdim kitabı ki devamını mutlaka okuyacağım.
Bela'nın içeriğinden biraz bahsedecek olursam, Nathan Byrn yarı Ak, yarı Kara. Yani annesi Ak cadı, babası Kara cadı. Babası tüm Avcı Ak cadılar tarafından aranıyor.
Nathan, bir süre okula gitmeye başlıyor. Bu sırada Annalise'e aşık oluyor ama Annalise Ak cadı ve onunla görüşmeleri dahi yasak.
Cadılar 17 yaşına geldiğinde doğum günlerinde 'üç armağan' denilen hediyelerini (aileleri tarafından) alıyorlar, eğer alamazlarsa ölüyorlar. Nathan bir kaç yıl boyunca esir altına alınıyor. Bir şekilde buradan kaçmayı da başarıyor ama 17 yaşına basmasına az bir zaman var ve babasını bulması gerek. Ya da başka bir yoldan 'üç armağan'ını alması gerek.
Bu arada Nathan'a yardımcı olan Gabriel isimli karakteri -neredeyse- kitabın sonuna kadar erkek sanmıştım. Siz de öyle sanmayın aklınızda bulunsun. :D
Favori karakterim de kesinlikle Gabriel bu arada.
Yazımı sonlandırmadan belirteyim, eksik yanları olmasına rağmen gerçekten çok güzeldi. Tavsiye ederim!
PUAN

ALINTILAR
Püf noktası, aldırmamaktı. Acıya aldırmamak. Hiç bir şeye aldırmamak.

"Kimse böyle bir bebek istemiyordu. Anne doğumdan sonra tek bir kart almıştı ama üzerinde "Tebrikler" yazmıyordu."
Sessizlik.
"Ne yazdığını öğrenmek istiyor musun?"
Başımı iki yana salladım.
"Kartta 'Öldür onu,' yazıyordu."

Sırtımı duvara dayayarak yere çöktüm. Dört taş duvar, bir kapı, zincir ve ben.
Ama kısa bir süre sonra korku da bize katıldı.

6 Haziran 2014 Cuma

Hamlet - William Shakespeare Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 18:54 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Hamlet
Özgün adı: Hamlet
Yazar: William Shakespeare
Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu
Sayfa sayısı: 174
Türü: Trajedi, Oyun
Yayın evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Hamlet, William Shakespeare tarafından 1599-1601 yılları arasında yazıldığına inanılan bir trajedidir. Oyunun konusu Hamlet'in babasını öldüren, annesiyle evlenen ve Danimarka tahtına geçen amcası Caludius'tan intikam alma çabasıdır. Oyun gerçek bir kederden bir gazaba dönüşen hayatı, yapmacık bir delilikle gerçek delilik arasındaki geçişleri, ensest ilişkileri, ihaneti, öfkeyi, ahlaksızlığı ele alır. 


Hamlet, Shakespeare'in en çok merak uyandıran ve ilgiyle okunan eserlerinden biridir şüphesiz. Shakespeare'in Hamlet'in ağzından söyledikleri tüm dünyada yüzyıllardır yankılanmaktadır: "Olmak ya da olmamak." Hamlet yaşamını, yaşamın amacını, ölümü ve ölümün ötesindekileri sorgulamakta ve bu dünyada akıllı, soylu ve iffetli olmanın zorluklarını yansıtmaktadır. Peki, Hamlet gerçekten de deli miydi? Deliliği miydi ona babasını gösteren yoksa akıllılığı mıydı Horatio ve diğerlerine bu görümü gördüklerini söyleten?
YORUM
Ölmeden önce okunacaklar listemin başında William Shakespeare'in herhangi bir kitabını okumak yer alıyordu. Geçenlerde 'Hangi yazar karakterine uyumlu?' -sanırım adı buydu- başlıklı bir anket çözmüştüm, sonucunda Shakespeare çıkınca okuma isteğim daha da arttı. Elime de Hamlet geçince okudum. Sadece okumak için keşke bu kadar geç kalmasaydım diyorum. Anlatılan hikaye, verdiği dersler o kadar güzeldi ki Shakespeare'in tüm kitapları okunacaklar listemde artık.
Yayınevine göre çeviriler daha farklı oluyormuş diye duydum. Hatta en iyi çeviriyi yapan Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları dediler. Cümleler her ne kadar fazlasıyla devrik olsa da çeviri iyiydi gerçekten. O kadar da olsun yani sonuçta kitap 1600'lü yıllarda yazılmış.
Kitabın konusundan bahsedecek olursak, Hamlet'in babası (Danimarka Kral'ı) ölüyor. Daha doğrusu öldürülüyor. Bir gün Kralın hayaleti çıka geliyor. Hamlet'e başına gelenleri, onu kimin öldürdüğünü bir bir anlatıyor. Hamlet de bunun üzerine babasının intikamını almak istiyor haliyle. Yakın dostu Horatio'ya anlatıyor olanları. Hamlet delirmiş rolü yapıyor bir süre. Bu arada başa geçen yeni Kral da Hamlet'in bu halini görünce Hamlet'i öldürtmek istiyor. Oyun düzenliyorlar Hamlet'in arkasından, sonra...sonrası kitabı okuyunca öğrenirsiniz. :P Vakit kaybetmeyin okuyun derim!
Kitapla ilgili görsel bulamayacağım diye korkarken istemediğim kadar çizim buldum. Ve her biri de öyle güzeldi ki, elimde olsa hepsini eklemek isterdim yazıma.
PUAN


ALINTILAR

Her yaşayan ölür, sonsuzluk hepimizin sonu.

Kötü işler gömülse de yerin dibine, çıkar bir gün insanların gözü önüne.

Dünya ne iyi ne de kötü, düşüncenize bağlıdır iyilik kötülük.

Buzlar kadar el değmedik, karlar gibi temiz de olsan çamur atılmaktan kurtulamazsın.

Boya kullandığınızı da duydum sizin. Tanrı size bir yüz vermiş, siz tutup başka bir yüz yapıyorsunuz kendinize. Kırıtmalar, fıkırdamalar, yapmacıklı konuşmalar, Tanrı'nın yarattıklarına uydurma ad takmalar, hayasızlığı saflık gibi göstermeler...
İnsan insan mıdır, yalnızca yeyip içmek ve uyumakla geçiriyorsa hayatı?

İnsan ne olduğunu bilir ama ne olacağını bilemez.

1 Haziran 2014 Pazar

Yeni Bir Umut - Colleen Hoover Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 18:51 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Yeni Bir Umut
Özgün adı: Losing Hope
Yazar: Colleen Hoover
Çeviren: Kübra Tekneci
Sayfa sayısı: 374
Türü: Romantik, Dram
Yayın evi: Epsilon Yayınları

HAYATINI ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTİYORSAN ÖNCE GEÇMİŞİNLE YÜZLEŞMELİSİN…

UMUTSUZ, Sky'ın hikâyesiydi.

Şimdi olaylara Holder'ın gözünden bakmanın zamanı.

Yeni Bir Umut'ta, Sky'ın çocukluğunda yaşanan olayların Holder'ı ve ailesini nasıl etkilediği gözler önüne serilirken, bir yandan da bu iki yaralı ruhun birbirini nasıl iyileştireceğine tanık olacaksınız.
YORUM 
Yeni Bir Umut'un çevrildiğine dair haberim bile yokken kitabın satışa sunulacağı haberini okuduğumda evde attığım sevinç çığlıklarını unutmam imkansız. Yine de bu kitabın beni ilk kitap kadar etkileyeceğini düşünmemiştim, BÜYÜK YANILGI. Bu yazarın kalemine kesinlikle hastayım. Keşke bütün kitapları çevrilse de okusak...
İçeriğinden biraz bahsedecek olursak, Umutsuz'la tamamen aynı değil. Kitap zaten Dean Holder (kendisinin çok büyük hayranıyım bu arada) gözünden anlatılıyor. Holder'ın kız kardeşi Les'in ölümüyle başlıyor. Sonra Sky'la tanışıyor ve olayla gelişmeye başlıyor. Yani Sky'dan önceki hayatından epey sahne var. Ayrıca Umutsuz'dan aklınızda kalan tüm sorular bu kitapta cevaplanıyor.
Yeni Bir Umut'da Umutsuz'dan ziyade farklı sahneler çok. Her ne kadar hikaye aynı olsa da okuyucuyu hiç sıkmıyor. Bölüm sonları da öyle bir yerde bitiyor ki diğer bölümü okumamanız çok zor. Kitabı okumaya ara vermişsem sırf mecburiyetten yani düşünün...
Bir kez daha vuruldum bu kitaba, bir kez daha üzüldüm, bir kez daha aşık oldum! Gökyüzündeki tüm yıldızları veriyorum bu kitaba... Hala okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz söyleyeyim.
PUAN
ALINTILAR

Adını haykırırken irkilmedi, ona tokat atarken suratını buruşturmadı ve ağlamaya başladığımda tepki göstermedi.
Hiçbir şey yapmadı.
En iyi yanımın öldüğünü fark ettiğimde bile göğsümde kalan her şey dışarı dökülürken bana her şeyin yoluna gireceğini söylemedi.

“Sabah koşusu için saat kaçta kalkıyorsun?” diye sordum.
“O kadar erken uyanmak isteyeceğini sanmıyorum,” dedi Sky.
Benimle koşmayı kabul ettiği takdirde, bir daha asla uymamayı bile göze alabilirdim. “O kadar erken uyanmayı ne kadar istediğimi bilemezsin.”
 
Uzaktan bile olsa, onu yeniden görmek bana neden yanında olmayı bu kadar çok istediğimi hatırlattı. Sadece birkaç gün olmuştu ama onunla tanıştığım andan beri, nerede olursam olayım, sürekli onu düşünüyordum. Sanki bir pusulaymışım ve benim Kuzey’immiş gibi dikkatim hep onun üzerindeydi.
 
Koştum. Doğruca Sky’ın evine koştum, çünkü dünyada tekrar nefes almama yardımcı olabilecek tek şey oydu.
 
“Seni yaşıyorum Sky,” dedim dudaklarına doğru. “Seni doya doya yaşıyorum.”
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos