26 Mayıs 2014 Pazartesi

Opal - Jennifer L. Armentrout Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 18:10 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Opal
Özgün adı: Opal
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Seri: Lux, #3
Çeviren: Bilge N. Zileli Alkım
Sayfa sayısı: 420
Türü: Fantastik
Yayın evi: Dex Yayınları

Hâlâ kendini beğenmiş öküzün teki olsa da artık Daemon'a direnmekten vazgeçtim çünkü, off... ona çılgınlar gibi âşığım.

Daemon'ın duygularından bir türlü emin olamıyordum ama son günlerde hiç tahmin etmediğim kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Birlikte akıl almaz tehlikelerden geçmiş ve bölük pörçük ilişkimizi bir araya getirmeye kendimizi öyle kaptırmıştık ki... şey... ah tamam, söylüyorum işte: O yanımdayken tüm bedenimin
titremesini dindiremiyorum, birlikteyken adeta ateş alıyoruz.

Ama bizim dışımızda bir sürü sorun var. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ailesini koruyamıyor, ona yardım etmeliyim.

Yaşadıklarımdan sonra artık eski Katy değilim. Bambaşka biriyim, geleceğim öyle belirsiz ki... Bizi sorunların çözümüne yaklaştıran her adım, aslında içinden çıkamayacağımız korkunç bir organizasyonun parçalarına götürüyor.

Ölümler hâlâ acı veriyor, yardımlar en beklenmeyenden geliyor ve dostlar en ölümcül düşmanlara dönüşüyorlar ama biz geri adım atmayacağız. Sonunda dünyamız sonsuza kadar paramparça olsa bile.

Birlikte güçlüyüz... ve onlar bunu biliyorlar.

Kimse Daemon Black kadar baştan çıkarıcı olamaz! Lux serisi, Obsidiyen ve Oniks'ten sonra OPAL ile ısınmaya devam ediyor!
Dee ve Daemon
YORUM
Opal'i Daemon'ın öküzlüklerini özlediğimden okuduğumu itiraf edeyim öncelikle. Daemon'ın Obsidiyen'deki Daemon'la alakası kalmamış onu da belirteyim. :( Ara sıra egosunu gösteriyor ama yine de ilk kitaptaki tadı alamadım. Bence yazar Opal'de kalemini bozmuş biraz. Hele Katy'nin yaptıkları ne öyle? Daemon'la ne zaman tartışsalar ertesi gün unutuyor her şeyi. Kız dediğin trip atar arkadaş...
Ha bu arada, söylemeden geçmek istemiyorum, Blake'i bu kitapta sevmiştim. Yine yaptı yapacağını...
-Serinin ilk iki kitabını okumayanlar için spoiler içerir-
Biraz konusuna değinecek olursak, Oniks'in sonunda Black ailesinin öldüğünü sandıkları kardeşleri Dawson geri geliyor. Ama Beth hala SD'nin elinde. Blake çıkageliyor yine. Bağlı olduğu Luxen Chris SD'nin elinde ve Beth'in de orada olmasından faydalanıp bizimkilerle iş birliği yapıyor. Neredeyse tüm kitap boyunca -savaşa hazırlanır gibi- hazırlık yapıyorlar. Hazırlıkları da bir işe yarasaydı bari. :/
Yazar bence bu kitapla okuyucuyu sıktığını anlamış da sonunda karman çorman yazmış merakla bitirmiş kitabı. Yine de Köken'i okumak istediğimden emin değilim.
PUAN
Daemon & Dawson
ALINTILAR

"Seni özledim," diye itiraf ettim.
"Biliyorum. Bensiz yaşayamazsın."
"O kadar da uzun boylu değil."
"Hadi, kabul et."
"Al işte. O koca egon yine engel oluyor," diye takıldım.

Daemon ana dilinde konuştu benimle. Söylediklerini anlamıyordum, ancak çok güzeldi, uzaylı yanımı dansa davet eden bir müzik gibiydi.
"Ne dedin?" diye sordum.
"Çevirisini yapmak mümkün değil," dedi "ama insanların sözcüklerine en yakın hali, benim için çok güzelsin."

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Tatlı Bela - Jamie McGuire Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 17:17 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Tatlı Bela
Özgün adı: Beautiful Disaster
Yazar: Jamie McGuire
Çeviren: Boran Evren
Sayfa sayısı: 425
Türü: Romantik
Yayın evi: Yabancı Yayınları

Aşıksan başın belada!

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor. İyi kız ve kötü çocuk… 

Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?
YORUM
Kitabın Abby gözünden anlatıldığının farkındayım ama ciddiyim, Travis'in her kalbi kırıldığında hüzünlendim, her gülümsediğinde mutlu oldum. Travis'in Abby'e olan aşkı o kadar tatlıydı ki... Bir erkeğin aşk acısı çekmesi çok hoş bence ya :D Ve bu duygular da bu kadar güzel anlatılabilirdi. O duyguları okuyucuya hissetirebilen yazar çok az gerçekten.
Bazı diyalogları fazlasıyla yapmacık bulduğum kısımlar oldu. Buna rağmen kitaptan feci derecede etkilendim. Böylelikle Ayaklı Bela'yı da okunacaklar listeme eklemiş oldum.
Abby'nin bir boks maçına gitmesiyle başlıyor her şey. Travis onu ilk gördüğünde ona 'Güvercin' lakabını takıyor. Kitabın sonuna kadar da devam ediyor bu. :D
İlk başlarda Abby ve Travis arkadaş olmaya karar veriyorlar. Bu sırada Travis kendi huylarına devam ediyor tabii, her gece kızlarla falan. -uyuz sahneler- :D Yavaş yavaş aşık oluyorlar birbirlerine ama Abby geçmişi yüzünden Travis'le birlikte olmak istemiyor. Kaçıyor her seferinde. Neyse sonunda çıkmaya başlıyorlar. Başlıyorlar başlamasına da Abby'nin korktukları başına geliyor. Abby'nin kalbini çok kırıyor Travis ama onu o kadar seviyor ki, Abby ne yaparsa yapsın onu bırakmıyor. Travis'in aşırı korumacılığı, kıskançlığı, bağlılığı, tutkusu, aşkı, o kadar samimi ve o kadar tatlı ki. O tam Tatlı Bela! Şimdi Travis Maddox'un neden bu kadar sevildiğini daha iyi anlıyorum. Ayrıca Jamie McGuire'ın kalemini çok sevdim!
PUAN
ALINTILAR
Travis hiç bir şeyden korkmuyordu... Ta ki benimle tanışana dek.

"Ben sadece senin yanında olmak istiyorum. Korktuğum tek şey sensiz bir hayat Güvercin."

"Seninle tanıştığım ilk andan itibaren sende ihtiyacım olan bir şeyin olduğunu anlamıştım. Şu işe bak ki sende olan bir şey değilmiş. Senmişsin."

1 Mayıs 2014 Perşembe

Kuralsız - Veronica Roth Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 16:42 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Kuralsız
Özgün adı: Insurgent
Yazar: Veronica Roth
Seri: Uyumsuz, #2
Çeviren: Uğur Mehter
Sayfa sayısı: 506
Türü: Distopya
Yayın evi: Artemis Yayınları

Tek bir seçim
Fedakarlık gerektirir

Tek bir fedakarlık
Kayıp getirir

Tek bir kayıp
Sorumluluk haline gelir

Tek bir sorumluluk
Savaş demektir

Tek bir seçim
Seni yok edebilir

Her seçimin bir sonucu vardır. Tris sevdiklerini -ve kendini- kurtarmak zorunda. Üzüntü, fedakarlık, kimlik, bağlılık, kurallar ve aşkla ilgili sorunlarla boğuşurken bu hiç de kolay olmayacak. Üstelik savaş başlıyor ve herkes tarafını seçmek durumunda. Ancak geri dönüşü olmayan bir yola giriyorsan, zafer getireceğini umduğun seçim, tüm hayatını altüst edebilir.
YORUM
İlk kitabı (Uyumsuz) okumayanlar için spoiler içerebilir.
Biliyordum! Biliyordum! Peter'ın kötü biri olmadığını biliyordum. Evet, kitabı okurken ki düşüncelerim bunlardı. İlk cümlelerimde spoiler vermek istemezdim ama bundan bir zarar gelmez sanırım. :)
Öncelikle kitabın ilk 250 sayfası durağan işlenmişti ki okurken biraz sıkıldım bile. Ne oluyorsa sonraki 250 sayfasında oluyor yani. Peter olayına gelince yazar karakteri başından beri her ne kadar kötü anlatsa da onun içinde bir iyilik yattığını biliyordum. :D Ayrıca Caleb hiç beklemediğiniz şekilde Tris’e fena bir kazık atıyor söyleyeyim!
Savaştan sonra Cesurluk topluluğu ikiye bölünüyor. Bilgeler’in yanında olanlar (yani hainler) ve Fedakarlar’ın yanında olanlar olarak. Bizim Cesurlar Bilgelik’e savaş açmak icin Topluluksuzlar’la ittifak kuruyorlar. Savaş başlıyor başlamasına da Cesurlar’ın istediği şekilde gitmiyor.
Tris’in elde etmeye çalıştığı bilgiyi de Savaş sırasında tüm halkla beraber öğreniyorlar. Bu bilgi tüm toplulukların hayatını değiştirebilecek bir bilgi. Ayrıca yine bir sürü karakter ölüyor. :( Kitap büyük bir merak içerisinde biterken ben de daha fazla spoiler vermeden yorumumu bitireyim. Kitabın yarısının durağan işlenmesi nedeniyle bir puanı kırıyorum ama yine de kesinlikle okumanız gerek!

PUAN
Tris & Tobias
(Tris'in kendini Bilgelik'e feda ettiği sahneden)
ALINTILAR
O an Cesurluk adaylığımın bana önemli bir ders öğrettiğini fark ediyorum: Ne olursa olsun yola devam etmek gerekiyor.
“Tabanca yanında mı?” diye soruyor Peter, Tobias’a,
“Hayır,” diyor Tobias. “Kurşunları burun deliklerimden atarım diye düşündüm, o yüzden tabancayı yukarıda bıraktım.”
“Of, kapa çeneni!”
 
Tobias beni kendine çekiyor ve bana sıkıca sarılıyor. Kalp atışlarının beni sakinleştirmesine izin veriyorum.
“Artık senin ailen benim,” diyor.
“Seni seviyorum,” diyorum.
 
“Hadi bakalım Kuralsız!” diyor Fernando.
“Ne?” diyorum.
“Kuralsız,” diyor. “Bu özel bir isim. Savaşçı olarak görülmesi gerekmeyen ama kurulu düzen ve otoriteye karşı duran kişi.”
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos