31 Mart 2014 Pazartesi

Oniks - Jennifer L. Armentrout Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 21:45 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Oniks
Özgün adı: Onyx
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Seri: Lux, #2
Çeviren: Bilge N. Zileli Alkım
Sayfa sayısı: 395
Türü: Fantastik
Yayın evi: Dex Yayınları

Daemon'la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!) gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada.

Eğer Daemon'ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler. Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon'a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!

Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.

Ultra yakışıklı ve ultra odun Daemon Black geri döndü!
Daemon ve Katy
(Noel sahnesi)
YORUM
Lux serisinin ikinci kitabı Oniks de bitti. Genel bakışla biraz durağan işlenmişti ama çok sıkılmadım. Buna rağmen akıcıydı. Zaten kitabı sırf Daemon için okuyorum desem yalan olmaz. Öküz ve bir o kadar da odundur kendisi. Tam aşık olunası bir karakter yani. Gerçi Obsidiyen'deki halini aynen Oniks'de de sürdür diyemem. Katy'e aşık olduğunu fark ettikçe karakteri de birazcık değişmeye başlıyor haliyle.
Kitapta genelde tahmin ettikleriniz çıkıyor. En azından benim öyleydi. Rahatlıkla tahmin yürütebiliyorsunuz. O kısım kötü bence. Ters yöne çekilmeyi hep sevmişimdir daha cazip gelir her zaman. Bu arada ilk kitabı okumayanlar için yorumumda spoiler içerir bilginizle.
Obsidiyen'de Daemon'ın Katy'i ölümden kurtarmasıyla Katy mutasyona uğruyor. Artık Katy'nin de bir takım özel güçleri var ve en önemlisi de Daemon'la aralarında gerçek anlamda bir bağ oluşuyor. Oniks'e Blake adında yeni bir karakter katılıyor. Katy'le takılmaya başlıyorlar. -Bu bizim uzaylımızı biraz delirtiyor tabii- Daemon, Blake'te hep yanlış bir şeyler olduğunu düşünüyor. Kıskançlıktan mı yoksa gerçekten mi öyle düşünüyor dersiniz? Bunu da kitabı okuyunca öğrenirsiniz. :P Bu böyle bitmiyor tabii, olay birbirini kovalıyor kitapta. 2 yıl önce Daemon ve Dee'nin (Dee, Daemon'ın kız kardeşi bu arada) öldükleri sandıkları kardeşleri Dawson aslında ölmemiş olabilir. Bunu araştırırken hayal kırıklığına uğruyor da olabilirler elbette. Üçüncü kitaba başlamak için şimdiden sabırsızlanıyorum. 
PUAN
ALINTILAR

Çamaşır odasından fırladım, koridorda hoplaya zıplaya yürümeye başladım ve şarkı söylemeye başladım. "Bir koku ve bir ses, kayboldum ve bulundum. Kurt gibi açım. Çizgi üstünde bir şey uyumsuzluk ve uyak...falan filan, la la la..."
"Orada 'uluyorum, bağırıyorum. Peşindeyim' diyor. Falan filan demiyor."
Gür sesten ürkmüş bir şekilde çığlığı bastım ve hızla arkamı döndüm. Daemon evime girmişti.

...
Sessizce güldüm ve nota şöyle cevap yazdım;
Daemon her zaman seksi görünüyor!!!
Notu Carissa'nın masasına bırakmaya çalıştım ama ben daha parmaklarımı çekemeden birisi notu elimden kaptı. Hay ben böyle işin... Ağzım bir karış açık kaldı ve yanaklarım kıpkırmızı oldu. Arkamı dönerek Daemon'a ters ters baktım. Ve Daemon notu okumaya başladı...

"Beni takip mi ediyorsun?" diye sordum.
"Seni takip etmiyorum. Sadece sana göz kulak oluyorum." dedi Daemon.

...
Hala ukalanın tekiydi. Evet, o pis pis sırıtması da hala sinirimi tepeme çıkarıyordu.
Ama seviyordum onu.
Öküz de beni seviyordu.

17 Mart 2014 Pazartesi

Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 23:12 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Obsidiyen
Özgün adı: Obsidian
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Seri: Lux, #1
Çeviren: Bilge N. Zileli Alkım
Sayfa sayısı: 354
Türü: Fantastik
Yayın evi: Dex Yayınları

Her şeye yeniden başlamak çok berbat.

Annemle birlikte Batı Virgini'aya taşındığımızda, kendimi sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar.
Ama işler tahmin ettiğiniz gibi gitmedi.

O, ağzını açtı.

Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti.
Birbirimizden hoşlanmamıştık. Tam hikâye burada bitiyordu ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni kurtardı.

Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.

Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemon'ın bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı.

Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam gereken üzerimdeki uzaylı izi etkisini yitirene kadar
Daemon'ın yanından ayrılmamaktı.
Daemon & Katy
YORUM
Sonunda ben de Luxenlarla tanıştım. Çok uzun zamandır başlamak istediğim seriydi.
Çok da merak ediyordum bu uzaylı hikayesini. Eh, tanışmakla kalmayıp Deamon'ın yakışıklılığına gönül kaptıranlardan oldum. :D
Okurken hiç sıkılmadım diyebilirim. Akıcı anlatımıyla da çabucak bitiverdi.
Katy Swartz'ın -namıdiğer Kedicik- annesiyle birlikte yeni bir kasabaya taşınmasıyla başlıyor her şey. Taşındıkları evin hemen yanında Deamon Black -yakışıklı uzaylımız- ve kız kardeşi Lesa kalıyor. İnsanlarla çok haşır neşir değiller çünkü güçlerini kullandıklarında insanlar üzerinde iz bırakıyorlar. Bu iz de sadece uzaylılar tarafından görünüyor. Deamon'ın tüm uyarılarına rağmen kardeşi Lesa, Katy'den uzaklaşmıyor. Aksine çok yakın arkadaş oluyorlar. Zamanla Deamon'la da yakınlaşıyorlar. Tabii Deamon her seferinde öküzlük ediyor orası ayrı. :D

Arumlar diye de ayrı uzaylılar var ve onlar da Luxenlerın güçlerinden besleniyorlar. Luxenlar her ne kadar kaçmaya çalışsa da pek başarılı olamıyorlar. Her neyse yazım spoilere gitmeden sonlandırayım. Özellikle fantastik kitap severler bu kitabı okumayı atlamasın derim. Ben ikinci kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum bile.
PUAN
Daemon Black
ALINTILAR
Daemon bir an beni izledi, sonrada ağzı kulaklarına vardı. "Benimle takılmak istemiyor musun?"
"Ee, hayır."
"Neden peki?"
Gözlerimi devirdim. "Her şeyden önce, öküzün tekisin."
Başıyla onayladı. "Olabilirim."
"Amma aşağılıksın. Sana bunu söyleyen oldu mu hiç?"
Neşeyle güldü. "Ah, Kedicik, kutlu hayatımın her gününde hem de."
Daemon fiziksel anlamda şimdiye kadar gördüğüm en kusursuz erkek olabilirdi. Ama aynı zamanda gezegendeki en büyük hıyar da olabilirdi.
"Zombi olmamanıza sevindim bak. Beynimin geriye kalanının güvende olduğunu bilmek güzel," diye mırıldandım.
Daemon bana doğru eğildi. "Birisi sırf seni davet etti diye onunla dansa gitmemelisin."
Başımı eğip anahtarlara baktım, gözüne bunları saplayabilir miyim diye düşünüyordum. "Bunun seni neden ilgilendirdiğini anlamıyorum."
"Sen kız kardeşimin arkadaşısın, o yüzden beni ilgilendirir."
Hayretle ona baktım. "Bu şimdiye kadar duyduğum en berbat mantık." 

13 Mart 2014 Perşembe

Alaska'nın Peşinde - John Green Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 19:38 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Alaska'nın Peşinde
Özgün adı: Looking for Alaska
Yazar: John Green
Çeviren: Banu Talu
Sayfa sayısı: 320
Türü: Yeni Yetişkin
Yayın evi: Pegasus Yayınları

İlk içki, ilk şaka, ilk dost, ilk aşk, son sözler...

Miles Halter, ünlülerin son sözlerine bayılan, sıradan bir gençtir. Evindeki güvenli hayata katlanamadığından François Rabelais'nin ölmeden hemen önce "Büyük Belki" olarak betimlediği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılır. Onu Culver Creek Lisesinde, aralarında Alaska Young da olmak üzere pek çok şey beklemektedir. Zeki, komik, son derece seksi ama bir o kadar perişan halde olan Alaska, Miles'ı kendi labirentine sürükleyecek ve "Büyük Belki" arayışında ona yol gösterecektir.
Alaska Young
YORUM
Doğruyu söylemek gerekirse ilk 150 sayfa epey sıkıcı ilerledi. Ezik ve sıradan bir çocuğun arkadaş edinme hikayesi o kadar da ilgimi çekmedi doğrusu. Dizi ve filmlerde buna çok sıklıkla rastlıyoruz zaten. Eh, önyargı işte. John Green her zamanki gibi okuyucuyu ters köşeye yatırıyor. Beklemediğim hatta tahmin bile etmediğim bir olayla.
Miles Halter liseye başka bir okuldan davam etmeye karar veriyor. (Kitap Miles karakterinin gözünden anlatılıyor bu arada.) Gittiği yerde arkadaş ediniyor edinmesine de arkadaşlarının pek iyi alışkanlıkları yok. Eh, arkadaş ortamı kötü olunca Miles da bir süre sonra onlara uymaya başlıyor. Miles takıldığı arkadaş grubunda Alaska adında kıza aşık oluyor. Yalnız kitap aşk kitabı değil bilesiniz. İşte bahsettiğim 150 sayfa Miles ve yeni arkadaşlarının maceralarını anlatırken bir anda beklemediğim bir olay oluyor...
-SPOİLER İÇERİR-
Alaska bir trafik kazası sonucu hayatını kaybediyor. Miles ve diğer arkadaş grubu Alaska'nın nasıl öldüğünü, bunun bir intihar mı yoksa gerçekten bir kazamı olduğunu araştırmaya başlıyorlar.
-SPOİLER BİTTİ-
Kitabın sevdiğim yanlarından biri Miles'ın ölen önemli insanların "son sözleri" takıntısıydı. Yazarın da gerçekte böyle bir takıntısı varmış. Alıntılar kısmında bir kaçını eklemeden geçmedim tabii!




PUAN


ALINTILAR
"François Rabelais. Bir şairdi. Ve son sözleri, 'Büyük Belki'yi aramaya gidiyorum' olmuş.
İnsanlar yağmur olsaydı ben serpinti olurdum, o ise kasırga.
Şöyle düşündüm: Korku bu: Önemli bir şeyimi kaybetmiştim, bulamıyordum ve ona ihtiyacım vardı. Birinin gözlüğünü kaybetmesi, gözlükçüye gitmesi ve ona dünyada hiç gözlük kalmadığının, gözlüksüz idare etmek zorunda olduğunun söylenmesi gibi bir korkuydu.
(Simon Bolivar'ın son sözleri;)
Şansızlıkları ile hayalleri arasındaki pervasızca yarışan, o anda bitiş çizgisine ulaşmakta olduğunun kahredici keşfiyle sarsılmıştı Simon. Geri kalanı karanlıktı. "Lanet olsun," diye inledi. "Bu labirentten nasıl çıkacağım?"

8 Mart 2014 Cumartesi

Tanrı'nın Unutulan Çocukları - Craig Silvey Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 17:26 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Tanrı'nın Unutulan Çocukları
Özgün adı: Jasper Jones
Yazar: Craig Silvey
Çeviren: Selim Yeniçeri
Sayfa sayısı: 448
Türü: Dram, Polisiye
Yayın evi: Martı Yayınları

Hayat bir piyangodur: şanslı olan kazanır, şansızlar ise Tanrının Unutulan Çocuklarıdır...

Tanrının Unutulan Çocukları, yetişkinliğe adım atan iki çocuğun bir sırla başlayan muhteşem dostluğu üzerine yazılmış, etkileyici bir roman...

Tanrının Unutulan Çocukları hem kurgusu hem de güçlü karakterleriyle okuyucuya bilmedikleri bir coğrafyanın edebi zevkini yaşatırken, dokunaklı bir dille sıradan yüzlerin ardına gizlenmiş birbirinden ilginç sırlar barındırıyor. Romanın başkarakterlerinden Jasper'ın, aynı okulda okuduğu Charlie'nin odasının penceresine bir gece yarısı gelmesiyle başlayan olaylar, başarılı ve merak uyandırıcı bir hikâyeyi de beraberinde getiriyor. Parçalanmış bir ailenin çocuğu olması nedeniyle kasabalılar tarafından hor görülüp dışlanan Jasper, korkunç bir olayın detaylarını tek güvendiği kişiyle, Charlie'yle paylaşır. O andan itibaren çocukluklarını bir kenara bırakmaya başlayan bu iki arkadaş, bu sırrın peşine düşerek toplumun ön yargılarına, bağnazlıklarına ve ikiyüzlülüğüne ayna tutmaya başlarlar.

İnsanların kendi kabuklarına çekildikleri bu küçük kasabada hayatın hem solgun hem de canlı anlarına tanıklık eden iki arkadaşın yaşadıklarını okurken, çocukluğunuzun masum yıllarını hatırlayacak, toplum tarafından kabul görülmenin ne anlama geldiğine bir çocuğun gözünden bakacaksınız.
YORUM
Öncelikle, biraz fazlalıkları dışında mükemmel bir kitaptı. Bence yazar kitabı uzatayım diye ayrıntının ayrıntısına girmiş. Çok fazla gereksiz kısım vardı ve o kısımları okurken epey bir sıkıldım. Hatta atladığım yerler oldu. Onun dışında hikaye gayet güzeldi.
Jasper Jones, annesi trafik kazasında öldükten sonra toplumda dışlanmış 14 yaşında bir çocuk. Kasabada her sorun çıktığında Jasper'dan şüpheleniyorlar. Aileler çocuklarının Jasper'la görüşmesini dahi istemiyor. Halbuki Jasper o derece kötü biri değil ve aileler yüzünden çocuklar ondan uzak duruyor ve kaçıyor. Tamamiyle ön yargı yani.
Kitabın baş karakteri Charlie Bucktin. Kitap zaten Charlie gözünden anlatılıyor. Jasper Jones, kız arkadaşını bir ağaçta asılı görünce Charlie'ye ve zekasına güvenebileceğini düşünüp Charliye gidiyor. (Bu arada Charlie'yle daha önce hiç konuşmamıştı bile)
Polise gitmemelerinin nedeni her şeyde olduğu gibi kız arkadaşı Laura'yı asanın da Jasper olacağını düşünüp onu tutuklamalarıydı. Charlie bile Laura'yı asılmış halde gördüğünde aklından geçen ilk düşünce Jasper olmuştu. İkisi birlikte bu olayı araştırmaya başlıyorlar. Jasper cinayet olduğundan eminken Charlie aksini iddia ediyor her şeyi göz önünde bulundurmaları gerektiğini söylüyordu. Yani evet, kız intihar etmiş de olabilir. Kitap böyle heyecanla başlayıp aynı heyecanla devam etmiyor maalesef. Başta da dediğim gibi gereksiz çok sahne vardı. Sonunda taşlar yerine oturuyor ve her şey açığa kavuşuyor.
Bu arada Charlie asılan kızın kız kardeşine aşık. O masum aşk öyle güzel anlatılıyor ki kıskanmadan edemiyorsunuz. Charlie'nin yakın arkadaşı Jeffrey ile olan diyalogları harikaydı. Söylemeden geçemeyeceğim, Jeffrey, dostum beni çok güldürdün! :D
PUAN
ALINTILAR
"İnsanların benden korktuğunu biliyorum. Özellikle çocuklar. Ama yaşlılar da. Bana karşı temkinliler. İşe yaramazın teki olduğumu düşünüyorlar. Ve hep düşündüm, 'neden' diye? Beni tanımıyorlar bile."
"...İnsanların karanlıktan korkması gibi. Aslında korktukları şey karanlığın kendisi değildir; o karanlıkta neler olabileceğini bilmemeleridir."
Cesaret korkunun yokluğu değil, korkuya direnmek, ona galip gelmektir.
Mark Twain'in her konuda fikri olabilirdi. Ona benim sahip olmadığım bir zeka ve son derece becerikli bir dil bahsedilmiş olabilirdi. Bilgece yazılabilir, sadece kelimeleriyle kahkaha, üzüntü veya öfke yaratabilirdi. Ama Mark Twain bile, bir kızın sizinkilere bastırılmış dudaklarının ne kadar yumuşak olduğunu tarif edemezdi.

3 Mart 2014 Pazartesi

Kitaplara Adadığım Şarkılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 23:18 0 yorum
Hani bazı şarkılar vardır her duyduğunuzda size bir şeyleri anımsatan... Benim de her duyduğumda bana kitaplardan bazı sahneleri anımsatan bir kaç parça var ve onlara uzun zamandır bir liste oluşturup blogumda paylaşmak istiyordum. Sonunda bu fırsatı yakaladım. :P

Bazı şarkılar size 'ne alaka?' dedirtebilir. O yüzden her şakının altına açıklama ekledim. :D Bu arada kitaplara adadığım yeni şarkılar oldukça yazım güncellenecektir bilginizle.

İşte o listem ve bana her dinlediğimde gözümde sahneleri canlanan kitaplar;

  • Fısıltı (Becca Fitzpatrick); Enrique Iglesias - Escape
Fısıltı'yı okurken tamda lunapark sahnelerinde bu müziği başlattım. Ne zaman bu şarkıyı duysam Patch ve Nora'nın lunaparktaki anıları gelir gözüme. :D
  • Yakut Kırmızı (Kerstin Gier); Bon Jovi - Hallelujah
Serinin ikinci kitabı olan Safir Mavi'de bu şarkı sürekli kitapta geçiyordu. Şarkıyı önceden biliyordum ama benim için anısı yoktu. Artık var. :)
  • Yalancı Aşık (Tawna Fenske); Coldplay - Violet Hill
Kitapta geçen şarkılardan biriydi. Ayrıca Violet kitaptaki baş karakterin de adı. ^_^
  • Umutsuz (Colleen Hoover); Parachute - Kiss Me Slowly
Bu şarkının sözleri bana hep Umutsuz'u hatırlatır. Ne alakadır bilmem. :D
  • Açlık Oyunları (Suzanne Collins); Arcade Fire - Abraham's Daughter
Film için yapılan bir şarkıydı. Bu yüzden Açlık Oyunları için filmin soundtrackinden bu şarkıyı seçtim. Şarkıyı da çok severim. :)
  • Grinin Elli Tonu (E.L James); Coldplay - The Scientist
Bu seride zaten fazlasıyla şarkı ismi geçiyor. Hepsini dinledim diyemem. Aklımda kalan bu şarkıydı. Coldplay hayranı olarak şarkılarını kitaplara adamaktan onur duyuyorum. :))
  • Cennetimden Bakarken (Alice Sebold); Cocteau Twins - Alice
Filmde çalan şarkılardan biriydi. Şarkıyı da en az kitabı kadar severim.
  • Uyumsuz (Veronica Roth); Ellie Goulding - Beating Heart
Aynı şekilde film için yapılan şarkılardan biriydi.

  • Aynı Yıldızın Altında (John Green); M83 - Wait
Filmde çalan şarkılardan biriydi. Kitaba o kadar uyum sağlamış ki...


  • Paranoya (Tuba Arık); The Pretty Reckless - House On A Hill
Bu şarkı kitabın içeriğine öyle uyum sağlıyor ki sanki kitap için yazılmış bir şarkı.

2 Mart 2014 Pazar

Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 19:40 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Ella ve Micha'nın Sırrı
Özgün adı: The Secret of Ella and Micha
Yazar: Jessica Sorensen
Seri: Sır, #1
Çeviren: Şerife Elif Subaş
Sayfa sayısı: 317
Türü: Romantik, Dram
Yayın evi: Pena Yayınları

Ella ve Micha'nın bir sırrı var ve bu sır, tüm hayatlarını değiştirecek... 

Kural tanımaz, tutkulu bir karakteri olan Ella, hislerini korkmadan yaşayan bir genç kızken bir gün her şeyi arkasında bırakıp üniversiteye gider ve burada kurallara itaat eden, tüm sıkıntılarını kendine saklayan, sessiz birine dönüşür. Ancak yaz tatili yaklaşırken evinden başka gidecek bir yeri olmadığını anlayan Ella, geri döndüğünde uzun zamandır içine gömdüğü anıların ortaya çıkmasından çok korkar.

Zeki, seksi ve güvenilir Micha, Ellaya herkesten daha yakındır, öyle ki onun en gizli sırlarını bile bilir. Micha tanıyıp sevdiği o eski Ellayı geri istemektedir fakat genç kız evini terk ettiğinde kalbinin bir parçasını geride bıraktığından habersizdir. Michaya karşı duyduğu hisleri kendine bile inkâr eden Ella ise her şeye baştan başlamalıdır.

Peki Micha kaybettiği kızı kazanmak için elinden geleni yapacak mıdır?
YORUM
Beklentilerimin biraz aşağısındaydı kitap maalesef. Bana biraz sıradan Amerikanvari gençlik hikayelerini anımsattı. Kitapta doğru düzgün olay bile yoktu. Okurken sürekli bir beklenti içerisindeydim. 'Ha şimdi bir şey olacak, ha bir olay çıkacak' diyordum ki baktım kitap bitmiş... Ama kitap akıcıydı. O yüzden bu kadar kısa sürede bitirdim sanırım.
Kitabın adında geçen sır sadece Micha ve Ella'nın sırrı değildi. Ella'nın babasıyla abisi de olayı biliyordu. Ya da okurken 'sır' kısmını yanlış mı anladım bilemeyeceğim...
Ella'nın annesi akıl hastasıydı. Aile üyelerinden biri mutlaka Ella'nın annesinin başında durması gerekiyordu. Bir gün Ella gitmek istediği partiyle, annesini bakması sırası aynı zamana denk gelince Ella partiye gitmeyi tercih ediyor. Eve geldiğinde de annesini intihar etmiş şekilde buluyor... Ella ve Micha'nın sırrı bu yani. Ella bunun kendi suçu olduğunu düşünüyor -ki bence de öyle- durumu daha fazla kaldıramayıp Las Vegas'a kaçıyor. Babası dışında kimseye haber vermeden hem de. Çocukluk arkadaşı Micha'ya bile... Orada üniversiteye gidiyor Ella. Dönem sonu gelince evine dönmek zorunda kalıyor. Bu süre zarfında Micha her geçen gün onu arıyor. Ella'ya çocukluğundan beri aşık kendisi. ^_^ Ella döndüğünde Micha'dan uzak kalmaya çalışıyor ama çok fazla beceremiyor haliyle. Üniversiteye gittiğinde kendisini epey değiştirmişti. Eve dönünce eski benliğini yeniden buluyor. Bu arada Ella resim çizmeyi çok seviyor.
Kitabın sonunda katıldıkları araba yarışında kaza oluyor. Zaten o sahne gelmeden tahmin ediyorsunuz kaza olacağını. İlk başta da dediğim gibi çok fazla olay yoktu. Belki de çoğu kişinin başına gelebilecek bir hikayeyi ele almıştı yazar. İlginç bir yanı yoktu. Boş vakitlerde okunabilecek bir kitap. Ki okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz emin olun.
PUAN

ALINTILAR
Bir zamanlar hiçbir sırrım yoktu. Ama şimdi beni ben yapan sadece sırlarım.

...
"Ve seni de çok iyi tanıyorum. Onu yatağa atmak istediğine eminim."
"Yatağa atmak istediğim tek varlık sensin," diye mırıldandı saçlarımı koklayarak."

"...seni seviyorum Ella ve bunu hiçbir şey değiştirmeyecek. Beni itebilirsin, benden kaçabilirsin ama seni sevmeye devam edeceğim."
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos